YAZINDA


Murat Belge


Buradan gene sola ve ileriye doğru yürüyerek, kargaşalığın içinde mümkünse çevredekilere sorarak, Büyük Valide Han’ın arka kapısını daha doğrusu ona bitişik olan ve geçit veren Sagir Han’ın girişini buluruz. Tonozlu odalar, dehlizlerden hanın iç kısmına geçmeden önce buradaki küçük avluya bir göz atabiliriz. İç avlu oldukça geniştir; hanın asıl binasına sanki sonradan ek olarak yapılan ve çepeçevre avluyu sarak pejmürde yapılar da çok fazla daraltamamıştır bu geniş mekanı, ama çok çirkinleştirdikleri kesindir. Hanın bizim girdiğimiz arka tarafında eskiden daha yüksek olduğunu fotoğraflardan bildiğimiz Bizans’dan kalma bir kule (Eirene Kulesi) vardır. Hana katılan bu kulenin şimdi yalnız alt kısmı ayakta.

Murat Belge, İstanbul Gezi Rehberi, Tarih Vakfı Yay.,12. baskı, 2007, İstanbul.

 

Reşat Ekrem Koçu Ali Akbay ile birlikte hazırlığına başladığı ancak bitiremediği, 1963 tarihli İstanbul Ansiklopedisi’nin “Büyük Valide Han” maddesinde yapıdan çeşitli şekillerde ayrıntılı olarak söz eder.

Hicri 1078 (miladi 1667-68) yılında dinsizlik ile itham edilerek İstanbul halkına teşhirden sonra Parmakkapu’da başı kesilen ulemadan Lari Mehmed Efendi bu hanın bir bekar odasında otururdu. Müverrih Fındıklılı Silahdar Mehmed Ağa’nınValide Hanında mütemekkin mütemevvil ve maldar ve ilmü zeka ile maruf meşhur” dediği bu zatın Valide Han’da ticaret işleri ile de meşgul olduğunu tahmin edebiliriz (B: Mehmed Efendi, Lari);

(Cevdet Tarihi, IV)
Reşat Ekrem Koçu, - Ali Akbay, İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul Ansiklopedisi Neşriyat Kol.Şti., Cilt 6, 1963, İstanbul.

 

 

Hadikatül Cevami

Kösem Sultan’ın hayır eseri olan Üsküdar’daki Çinili Camiden bahsederken bu hanın o camiin evkafından olduğunu zikrediyor ve şunları yazıyor:

”İstanbul’da vaki Valide Han denmek şehir hanı kebir bu caminin vakfından olup han
derununda olan mescid dahi sultanı müşarüileyhanın eser-i hayrıdır”

Ayvansarâyî Hüseyîn Efendi, Alî Sâtı’ Efendi, Süleymân Besîm Efendi, Hadikatü’l-Cevâmi/İstanbul Camileri ve Diğer Dini-Sivil Mimari Yapılar, İşaret Yayınları, 2001, İstanbul.

 

 

Evliya Çelebi

”Mahmut Paşa, Çakmakçılar Yokuşu’ndadır. 1050/1650 yılında Murad IV’ün annesi Kösem Valide Sultan’ın yaptırdığı han günümüze dek gelmiş olup, sonradan kapanan üst kat revakları ve yeni yapılan ilavelerle çirkin bir görünüm almıştır.

Yüksel Yoldaş Demircanlı (Haz.), İstanbul Mimarisi için Kaynak olarak Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, 1989, İstanbul

Müverrih Naima

Kösem Sultan’ın katlini naklederken bu münasebetle Handan şu satırlar ile bahsediyor:
“Mercan çarşısında bina ettiği han ki Valide Hanı dedikleri muazzam handır.”

Reşat Ekrem Koçu, - Ali Akbay, İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul Ansiklopedisi Neşriyat Kol.Şti., Cilt 6, 1963, İstanbul.

 

Ahmet Rasim

“Diğer taraftan bizde serbestii matbuatın en faal amillerinden olan İrani kitapçılar, Valide Hanı matbaasında hükümetçe muzır görülen veya görünmesi mültezim olan asarı durmayıp basıyorlardı, bu matbaayı sed etmek nasılsa mümkün olamıyordu. İrani taklidçilerin bu babdaki hizmetleri bence pek ziyade mühimdir.”

Ahmet Rasim, Muharrir, Şair, Edib...., Tercüman Yayınları, 1001 Temel Eser, İstanbul.

 

 

Müverrih Cevdet Paşa

Hicri 1272-1292 (miladi 1855-1875) yılları vakayii üzerine kaleme aldığı notlar arasında, ki bu notlar Osmanlı Tarih Encümeni Mecmuasında neşredilmiştir, bu meseleyi şöylece anlatıyor:
Nice senelerden beri Kur’an cüzü’lerinin tab’ı Babıalice arzu olunurdu, Fetvahaneden muvafık cevabı alınamamıştı. Halbuki İranlılar Valide Hanında ve sair mahallelerde gizlice Kur’an-ı Kerim’i tab’ı, ve alenen de satarlardı; bazan de matbaalarında kalan hurda kağıtlar halinda bu mustaf yaprakları bakkal dükkanlarında görülürdü.

Reşat Ekrem Koçu - Ali Akbay, İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul Ansiklopedisi Neşriyat Kol.Şti., Cilt 6, 1963, İstanbul.

 

 

Engin Yenal

Hanlar bölgesindeki hanların en büyüğünü valide sultanların da en büyüğü (Mahpeyker) Kösem Sultan 1651’de yaptırmıştır. Tahta, küçük yaşta geçen iki oğluyla, torunu yerine yirmi yıl süreyle “saltanat naibi” unvanıyla tüm yönetimi gücünü elinde tutan “Valide-i Muazzama” aynı zamanda yıllık geliri 300 000 kuruşu geçen uçsuz bucaksız topraklara sahip olmanın yanı sıra, verilen armağanlarla (aldığı rüşvetlerle) dönemin en zengin kişisidir.

Engin Yenal, Bir Kent İstanbul: 101 Yapı, YKY, 1999, İstanbul.

 

 

17. Yüzyıl Albümlerinde  Büyük Valide Han                                        
Metin And’ın “Anonim Bir Çarşı Ressamının Yaptığı İki Ciltlik İstanbul Albümü” ile ilgili yazısında V. Albümünden alındığı belirtilen Büyük Valide Han’ı tasvir eden minyatürde Han’ın üst örtü sistemi olarak kubbeler ve aralarındaki yüksek bacalar açıkça gösterilmiştir. Bugün bu bacalardan hiçbirisi mevcut değildir.

Metin And, Anonim Bir Çarşı Ressamının Yaptığı 2 Ciltlik İstanbul Albümü” Sanat Dünyamız, Sayı: 96, Güz, 2005, İstanbul.

 

 

İhsan Hamamioğlu
Büyük Valide Hanı'nın günlük hayatı hakkında bize şu küçük notu tevdi etmişdir:

“1926 senesinde bu meşhur hanın Hanı Sagir denilen kısmında bir inhidam olmuştu. Hanı Sagirdeki kahvehanede hem gayetle nefis çay yapılır, hem de esmer üzerine hak edilmiş bir kahve fürişi naz İsfahani feta vardı, merak ve endişe ile gittim, hamdolsun hatırı rencide olmamış Asıl Valide Hanı kahvehanesinde oturduk, delikanlı:
Reşat Ekrem Koçu - Ali Akbay, İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul Ansiklopedisi Neşriyat Kol.Şti., Cilt 6, 1963, İstanbul.

 

Cemaleddin Bildik 1948 yılı Akşam Gazetesinde 1 Şubat -10 Mart tarihleri arasında Hanlar ile ilgili 8 bölümden oluşan bir yazı dizisi yayınlamıştır. Bunlardan bazıları doğrudan İstanbul Hanları ve Valide Han ile ilgilidir.

“Onyedinci asırda Sultan İbrahim’in validesi Kösem Mahpeyker Sultan tarafından inşa
ettirilmiştir. Hana Valide isminin verilmesi de bu münasebet iledir. Han varisten
varise intikal ede ede bir çok el değiştirmiş ve o hale gelmiştir ki hissedarlar çoğalmış,
her katın odaları için birer sahip meydana çıkmıştır. Hatta bu arada odalardan 20si de
Evkafa geçmiş Evkaf da bunun yarısını satmıştır. 10 oda da halen Evkafa ait
bulunmaktadır.
(Cemaleddin Bildik).

 

Reşat Ekrem Koçu Ali Akbay ile birlikte hazırlığına başladığı ancak bitiremediğ, 1963 tarihli İstanbul Ansiklopedisi’nin “Büyük Valide Han” maddesinde yapıdan çeşitli şekillerde ayrıntılı olarak sözeder:
“Hicri 1078 ( miladi 1667-68) yılında dinsizlik ile itham edilerek İstanbul halkına teşhirden sonra Parmakkapu’da başı kesilen ulemadan Lari Mehmed efendi bu hanın bir bekar odasında otururdu. Müverrih Fındıklılı Silahdar Mehmed Ağa’nınValide Hanında mütemekkin mütemevvil ve maldar ve ilmü zeka ile maruf meşhur” dediği bu zatın Valide Han’da ticaret işleri ile de meşgul olduğunu tahmin edebiliriz ( B: Mehmed Efendi, Lari); Lari Mehmed efendi münasebeti ile o tarihte handa mukim ve yine bekar taifesinde pek çok kişinin hayli sıkıntılı günler geçirdiği, efendi ile sıkı teması olanların ise en hafifinden hapis ve sürgün cezalarına çarptırıldıkları da söylenebilir.
( Koçu, 1963).

 

 

Büyük Valide Han ve İranlı Matbaacılar:

Ahmet Rasim, Muharrir, Şair, Edib isimli eserinde matbuat serbestliğinin sebeplerini anlatırken Büyük Valide Han’da bulunan İranlı kitapçılara değiniyor:”...İranlı kitapçılar, Valide Hanı matbaasında hükümetçe zararlı görünen ya da görünmesi lazım gelen eserleri durmayıp basıyorlardı. Bu matbaayı kapatmak her nasılsa mümkün olamıyordu. İranlı taklitçilerin bu babdaki hizmetleri bence pek çok mühimdir.  (Koçu, 1963).

 

designed by ©ada