BELLEĞİNİ TUTMAK

Belleğe yazıldığında yer/yurt evcileyin olur. İster bir bina olsun, isterse de bir mahalle veya kent, yaşanılmış uzamların belleği kendi özneleri için anlamlı deneyimlerdir, özellikle de paylaşılmışlarsa.  Evcileyin olan yer, köşe bucağıyla, koku ve dokusuyla, soyut bir uzam deneyiminden çok farklıdır. Sıva ve taştan ötedir. Ne var ki, bellekler silinirken, unutulmuşluğa yer açılır. Büyük Valide Han böyle evcileyin bir yerdir. Büyük Valide Han’ın geçmişinden fragmanlar biyografilerden, arşivlerden, tapulardan sanat, edebiyat ve gazette köşelerinden karşımıza çıkmaktadır. Bu fragmanların bütünü her ne kadar uzun asırlara sadece ufak bir göz atmanın ötesine gitmiyorsa da, İstanbul’un toplumsal, ekonomik ve kültürel geçmişine, untkanlığa karşıt, bir ışık tutmaktadırlar. Diğer bir deyişle, içindeki yaşanmışlıkları bir yana bırakarak, kenti, orjinal biçimleri ile tanımlanmış, bir nesnel binalar bütünü olarak alan yaklaşımlara karşıt, farklı bir anlatı oluşturuyorlar. Belleğin dokümantasyonu farklılıkları ve çok kültürlü yapıları görmezden gelen olası söylemlerin ortaya çıkaracağı–tekil bir öze indirgemeye yönelik-idealize etme ihtimaline karşı da işlevseldir. Evcileyin yapanın belleğini tutmak komplex pratiklerden soyutlanmış, zaman ötesi, bir yer fenemolojisine de ayrıca karşı durur.

1950’lerden bu yana, kırdan kente göçte İstanbul birincil yer tutmaktadır. 1950-2000 yılları arasında İstanbul’un nüfusu on kat artarak on milyonun üzerine çıktı. Makro yapılardaki böyle bir değişimde bellek tutmak birtakım karakteristikleri olan yerlerin yeni geleni nasıl içselleştirdiğinin ve tarihi dokuyla uyumlu hale getirdiğinin izini sürmekte yardımcı olmaktadır.  Büyük Valide Han’ın günümüz emekçilerinin ve tüccarlarının (ki bunların pek çoğu çocuk yaşta buraya gelerek yakınlarının yanında çırak olarak başlamışlardır) böyle mekanların nasıl önemli bir işlev gördüğünü belgelemektedir.

2000’li yıllarda Büyük Valide Han’da hayatını kazanmaya çalışanların sayısı büyük oranda azaldı. Küresel ekonomi karşısında direnemeyen bu bağımsız birimlerden oluşan emek biçimi, geleneksel olarak Anadolu’dan gelen esnafla ticaret yapan birkaç toptancı dışında, yerlerini terketmektedirler. Kültür mirası olarak kayıtlı bulunan anıt da gittikçe eskimekte ve yıkılmaktadır, bakım ve onarıma gereksinim duymaktadır. Bununla beraber, Büyük Valide Han için alterrnatif kullanım biçimleri ve fonksiyonlar henüz belirlenmemiştir.  Kentin bu kültürel mirasını yaşanmışlıkların belleği ile saklamak ile zamansız ve metalaşmış bir nesne olarak özgün kullanımından soyutlanmış amaçlara yönelmek geleceğini belirleyecek iki farklı olasılıktır.
 
Büyük Valide Han üzerine yapılan bu çalışma, yakın zamanda belleğin bir parçası olacak olmaları anlayışıyla, günümüz kent politikalarının da izini sürmüştür. Son olarak belirtmek gerekirse, bu çalışmanın kendisi de Büyük valide Han’ın bellek yumağında bir fragman olma durumudur.

designed by ©ada