TARİHİ

Hanlar ve Ticaret Yapılarına Genel Bakış

Hanlar ve Ticaret Yapılarına Genel Bakış
Ticaret insanlık tarihinin en eski ilişki türlerinden birisidir. Artı ürünün ortaya çıkışı ile birlikte bu ilişki kurumsal bir boyut kazanmaya başlamış ve gereği olan tüm altyapısal sonuçları da beraberinde getirmiştir. Ticaret yapıları ticaretin kara yolu ile yapılmaya başlandığı zamanlarda kendi fonksiyonel ve estetik biçimini yaratmıştır. Bu yapıları en temel anlamda iki tipe ayırmak mümkündür: Kentler arası konaklama mekanları; menzil hanları ve kent içinde ticaretin doğasına uygun olarak yapılan kent yapıları; şehir hanları.
Şehir hanları;

  • Tek avlulu, ahır bölümü avluya bitişik,
  • Hem konaklama bölümü hem de ahır kısmı avlulu,
  • Özellikle İstanbul’da ortaya çıkan ticaret hanları

olarak sınıflandırılabilirler.

Hanlar ve Çarşılar
İstanbul’da fetihten sonra yapılan hanlarda ikinci bir avlu, ahırlar için bodrumlar ve bir mescit bulunur. Bunlar Osmanlı hanlarını Selçuklu hanlarından ayıran özelliklerdir. 17. yüzyılda yapılanlarda ise artık çoğu zaman bir 3. avlu göze çarpar. 18. yüzyılda ise üç katlı hanlar görülmeye başlanır. Bunlar daha çok misafir hanlarıdır. 19. yüzyılda ise ticaret hayatının parçası olarak han mimarisi de değişim gösterir ve pasajlar inşa edilir. İstanbul’da tarihi hanlar daha çok külliyeler içinde yapılmıştır. Ancak 17. yy sonrasında bağımsız yapılar olarak da karşımıza çıkar.
Günümüzde Hanlar Bölgesi halen küçük üreticiliğin ve ticaretin yaşadığı  bir merkezi iş alanıdır. Turizm ile de birleştiğinde, ortaya çıkan yoğunluk bölgenin bir tarih mirası olarak saklanmasında sorun yaratmaktadır. İleriye yönelik planlarda, üretimin, toptan ticaretin ve depoların çıkarılması ve bölgenin meskenleri de içeren çok amaçlı kullanıma sunulması amaçlanmaktadır. Ancak, tarihi mekanların nasıl değiştirileceği, kimlerce kullanılabileceği ve kimin karar alma yetkisi bulunduğu gibi hususlar açıklığa kavuşuncaya kadar uygulama açısından hukuki anlamda pürüzler bulunmaktadır.

Büyük Valide Han

Büyük Valide Han İstanbul’da bugün Tarihi Yarımada’da, Eminönü İlçesine bağlı Hanlar Bölgesinde yer almaktadır. Çemberlitaş, Beyazıt ve Eminönü arasında kalan bu bölge İstanbul’un en eski ve güzel hanlarını barındırır. Bu hanların hemen hepsi bugün de, giderek azalmakla birlikte, ticaret faaliyetleri ile uğraşanlar tarafından kullanılmaktadır. Büyük Valide Han’ın yer aldığı Hanlar Bölgesi çoğu zaman Mercan Mahallesi olarak da adlandırılır.

Bölgenin en çok bilinen yokuşlarından birisi Çakmakçılar Yokuşudur ve Babıali Caddesi, Divan Yolu, Direklerarası gibi şöhretli yollarından birisidir. Uzunçarşı Caddesi ve Mercan Caddesinin kavşak noktası ile Mahmutpaşa Yokuşunun alt başı arasında uzanır. Mercan Ağa Mahallesi ile Taya Hatun Mahallesi arasında sınır yoldur. Alt başından gelindiğinde Alacahamam Caddesi, Fincancılar Sokağı, Tarakçılar Caddesi ve Tığcılar ile kavşakları vardır. Parke döşeli, oldukça dar ve dik bir yokuştur. Hem araba hem de yaya trafiği bakımından son derece yoğundur. Büyük Valide Han, Büyük Han, Yeni Han, Sünbüllü Han, Muradyan Han, Çakmakçılar Hanı, Sabrı Safa Hanı, Nasır Hanı, Birlik Hanı bu cadde üzerindedir.
Büyük Valide Han 1651 yılında Kösem Mahpeyker Valide Sultan (IV Murat ve İbrahim’in anneleri) tarafından Üsküdar’daki Çinili Camii’nin vakfiyesi olarak inşa ettirilmiştir. Birici ve ikinci avlularda toplam 153, üçüncü avluda 57 odası ile, üç avlulu ilk handır. Üçüncü avlunun bir cephesine bakan taraf Küçük Han veya Sagir Han olarak da bilinir. Kuzeydoğu köşesinde Bizans orijinli olduğu düşünülen, 12x12 m. en ve boy, 27 m. yüksekliğinde bir kule vardır.
Büyük Valide Han bir şehir hanıdır. İki katında mevcut odaları ve avluları ile kimi zaman mesken, iş yerleri, atölyeler ve ahırlar olarak kullanılmıştır. Reşat Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi’ne göre, Sagir Han’ın önemli bir kısmı ilk olarak Ağustos 1909’da ve tekrar 21 Mart 1926’da yıkılmıştır. Belediye kullanımını yasaklamış olsa da, kullanıcıların kendi eklemeleri ve onarımları ile günümüze kadar gelmiştir.
Büyük Valide Han 1951 yılından itibaren koruma kurullarının gözetimine alınmış ve 10 Nisan 1982’de tarihi miras olarak kabul edilmiştir. Tüm karşı çabalara rağmen, özellikle yirminci yüzyıl boyunca artan gereksinimlerle, iç ve dış mekanları bölünmüş, eklemelere tabi tutulmuş ve değişime uğramıştır. Bugüne kadar bir restorasyon görmemiştir. Kullanıcıların sayısı her gün gittikçe azalmakla beraber, tekstil ve metal olarak iki temel iş kolunca halen kullanılmaktadır.

designed by ©ada